Dilhûn

Description
Her Hüseynî meşrebe Kerbelâ'dır bu âlem..
We recommend to visit

Solcu Gazete Telegram kanalı.

Reklam ve iletişim için: @iletisimads

Last updated 1 month, 2 weeks ago

Gündemi tek mesajla takip etmek için bildirimleri açabilirsiniz.

İletişim: @bptdestek

Last updated 3 months, 2 weeks ago

Telegram sayfamda, Instagramda paylaşamadığım, +18 paylaşımlar yapıyorum🌹

Last updated 1 month, 3 weeks ago

3 months ago
Dilhûn
3 months ago
Yukarıdaki yazıyı yazar yazmaz, yaklaşık 42 …

Yukarıdaki yazıyı yazar yazmaz, yaklaşık 42 bin takipçili İslâmî Üniversite hesabı askıya alındı.

3 months ago

Hamile olan Özbek Ozada Dzhabbarova Türkiye'den sınır dışı edilmek için tutulduğu GGM'de düşük yapıyor.

Yine de serbest bırakmıyorlar, 2 yaşındaki yavrusu dahil 6 çocuğu 7,5 aydır annesiz.

Allah aşkına Sednaya zindanlarında hamile bırakılan Suriyeli kadınlar için timsah gözyaşları dökmeyin!

Öz yurdunda mazlumlara ezâ edip, uzak diyarlardaki zulme sûretâ ağıt yakmak samimiyet filan değil çünkü.

Özbek bir gariban aile, Rus müstemleke zulmünden kaçıp;
'Müslüman yurdudur, kardeşlerimizin yurdudur' diye Türkiye'ye sığınıyor.
Türkiye kalkıp bu kimsesiz mazlumları Moskof azmanına teslim etmenin peşine düşüyor.

Sırf 'Rabbim Allah'tır' diyerek dinlerini yaşamaya çalıştıkları için Rus kuklası İslamofobik Özbek hükümetine teslim edilmeye çalışılan bu garibanların Rabbi,
Bu zulme lakayd kalır mı sanıyorsunuz?

Bir değil, iki değil..
Zaman geçmiyor ki; bir Özbek, bir Tacik, Uygur, Çeçen.. Müslümanın Geri Gönderme Merkezi'ne yollandığını duymamış olalım.

Evvelden Suriyeliler gönderiliyordu ekseriyetle.
O günlerde birkaç cılız ses dışında kimse Suriyeli mazlumların Esad zaliminin habis pençesine gönderilmesine tepki bile göstermiyordu.

Bugün hepsi sıraya girmiş Suriye zulmünü, Esad'ın habisliğini anlatmak için.

Madem Esad bu kadar gaddar idi, ne diye binlerce suçsuz Suriyelinin Türkiye'den zulmen deport edilmesine üç maymunu oynuyordunuz?!

Dinlerinin ve vicdanlarının kalibre ayarını politikanın iki dudağı arasına hapsedecek kadar ilkesizler çünkü.
Zulme tepkiselliklerini bile pespâye siyaset rüzgârları belirliyor.

Şimdi Suriye hamd olsun bir zalimden kurtuldu.
Ama Özbekler, Tacikler, Çeçen ve Uygurlar hâlen Rus ve Çin keferesine geri gönderilme tehlikesiyle yüz yüze.

Mazlum muhacirleri öğüten zulüm çarkına dönüşmüş durumda Geri Gönderme Merkezleri.
Sanırsın Ümit Özdağ yönetiyor GGM'leri.

İpsizi sapsızı, serkeşi berduşu göndereceklerine;
Rus mezaliminden veya kızıl Çin canavarından kaçan gariban Müslümanları yolluyorlar.

Suriye'nin Sednaya'sı için sunî gözyaşı döküp, bu kimsesiz Müslümanları Çin'in, Rusya'nın Sednayalarına göndermek,

Suriye'nin öksüzlerine kol kanat gerip şu ağzı süt kokan sabileri annesiz, öksüz bırakmak samimiyetsizlikte level atlamaktır.

Allah Rasulü'nün;
"Müslüman, müslümanın kardeşidir.
Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmanına teslim etmez." tavsifine uymadıktan sonra dilediğin kadar mazlum edebiyatı parçala.

O mazlumların iki elinin yakana yapışacağı bir günün dehşetinde hiç bir medya propagandası geçer akçe olmaz.
Yarın bu Hak divanında sorulur.

Belki bugün medya yine devekuşu taklidi yapar bu zulme, mikrofonlarda 'mazlumun hamisi' edebiyatı parçalarken.
Ama bu garibanların Rabbi bu zulme nâdan değil.
Elbet yapanı da bilir, susanı da.

4 months ago
Savcı takipsizlik kararı verdi.

Savcı takipsizlik kararı verdi.
Mesele tutukluluk ve kovuşturma aşamasına intikal etmedi.

Ama çoğu kimsenin birbirini tanıdığı küçük bir ilçede evinizin önüne polis arabasının gelmesi,
Komşuların kadrajında bi suçlu gibi o arabaya binmek gerçekten nâhoş bi görüntü, can sıkıcı.

Esas temas etmek istediğim kısmı yukarıda yazdım, ekranı yukarı kaydırıp okuyun lütfen.

4 months ago

Bundan çok daha ağır muamelelere maruz kalıyor onca Müslüman,
5816 zulmü bir kırbaç gibi iniyor sırtlarına nice mağdurun; nezaretlerde, hapishanelerde.

En acısı da; 'muhafazakâr' muktedirlerin Müslümanlara revâ görülen bu haksız ezâ ile ilgilenmeye niyetleri yok.

Neredeyse çeyrek asır oldu; yaprak kımıldamıyor bu konuda 'Müslüman' bürokratların kulislerinde.
Bi fısıltı ürkekliğinde bile konuşulmuyor Müslümanlara cefâ veren 5816 zulmü.

Oysa Müslümanları Kemalizmin zulmünden kurtarma mottosuyla yola çıkmışlar,
Bu kulvarda Müslümanların desteğini almışlar,
O koltuklara Müslümanların sırtına basarak çıkmışlardı.

Kemalist hegemonyayı yıkma vaadiyle oturdukları koltuklarda,
Bir Yeşil Kemalizm gulyabanisini hortlattılar.

Kızılıyla 100 yıldır uğraşan Müslümanların omzuna, bir de bu Yeşil Kemalizm azmanıyla mücadele yükünü bıraktılar.

Kızılı sol yandan, yeşili sağ taraftan ısırıyor şimdi Müslümanları.
Benim yaşadığım olay üzerinden yapmıyorum bu yorumu.

Ben hamd olsun ciddi bi mağduriyet yaşamadım.
Belki savcının insafından, belki kadın olmanın imtiyazından.
Bilmiyorum.
Ama herkes benim kadar kolay atlatmıyor bu badireyi.

Parmaklıkların soğuk çehresine baktırtmadan, hatta kimine tek kişilik hücrenin meşakkatini tattırmadan salmıyorlar onca Müslümanı.

M.Kemal'in adı bile geçmeyen paylaşımlar bahane edilerek Müslümanlara parmak sallanıyor.
Gelin görün ki; "Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya." ibaresi hiç bir zaman 80'lerin,90'ların nostaljik sandıklarına kaldırılmıyor.

Bir asırdır CHP'den ikrah ettiğimiz yetmezmiş gibi,
Belki daha light ve soft, ama nihayetinde Yeşil CHP olan ucûbe bir devir türetiliyor.

En hazini; pek çok Müslüman bu zulümden bizi halas etmek için başımızdaki alnı secdeli Müslümanların daha neyi beklediklerini sorgulamıyor bile..

Onlar da dedelerinin, alimlerinin katledildiği sâbık devrin güzellemesi için birbirlerini ezercesine yarışma telaşına girmişler çünkü.

Umutlarımıza ak düştü, alnı kırıştı beklentilerimizin.
Sahi bir zulüm sopasını kırmak için daha kaç çeyrek asır gerekir?
İbrahimî omuzlarda daha kaç balta eskitilir?

5 months, 4 weeks ago

Düğüne gider gibi ölüme gitmeleri hep bu yüzden.
Ümmetin namusu Mescid-i Aksâ için..

7 months ago

Bunlar benim birkaç dakika içinde, mutfakta yemek hazırlama meşgalesi arasında, galerimi tarayarak attığım deliller.
Bu meseleye masa başında dikkatini teksif ederek ciddi düzeyde zaman sarf eden birisi, bundan onlarca kat daha fazlasını gösterebilir.

Zaten insaf ehli olana da bu resmî veriler yeter de artar bile.
Holigan olana ise; gözüne soksanız bile kabul ettiremezsiniz.
Kardeşlerini parçalayan petrolün kendi topraklarından taşınması kanına dokunmayan kimseden de insaf ve iz'an beklemeyin zaten.
Öyle kimselerin amentüsü politik aidiyetleri olmuştur.
Kangren olmuş bir uzvu kurtarmaya çalışmayın beyhûde.

Özetle;
Azerbaycan'ın İsrail'e petrol ihraç ettiğine,
Bu petrolün HGA (Host Government Agreement) Antlaşması'yla Türkiye devlet şirketi BOTAŞ'ın işlettiği BTC boru hattıyla Ceyhan limanına Türkiye üzerinden taşındığına,
Ceyhan limanında tankerlere yüklenen petrolün de İsrail'in Aşdod/Aşkelon limanlarına götürüldüğüne dair resmî site ve gemi trafiği verilerini yukarıda gösterdim.

Tüm bunlara rağmen; hâla kardeşlerimizi parçalayan katil uçaklara petrol taşıdığımız gerçeğini inkar eden veya bunu savunabilen kimsede iyi niyet kırıntısı görmüyorum.
Allah ıslah etsin.
Islaha liyakatleri yoksa da, ellerini ve dillerini mü'minlerin üzerinden çeksin.

7 months ago

Öncelikle; Azerbaycan'ın her ay milyonlarca varil petrolü İsrail'e gönderdiğini ispat edelim.
Şu yukarıya attığım çizelge, Azerbaycan Gümrük Komitesi'nin resmî ihracat çizelgesi.
İsrail'e yaptığı petrol ihracatının delili.
Milyonlarca tonluk petrol ihracatı.

Azerî petrolünün İsrail'i ihya ettiği sır değil zaten, Sağır Sultan bile duydu bunu.
Gelelim nereden taşıdıklarına:

Totalde milyarlarca varil petrolü uzaydan asteroidlerle taşıyamayacaklarına göre, petrol boru hatlarıyla taşıyorlar.
Ülkenin tüm petrol boru hatlarının kavşağı ise; başkent Bakü.
Bakü'den çıkan 4 ana petrol boru hattı var:

1-Bakü-Batum Boru Hattı
2-Bakü-Novorossiysk Petrol Boru Hattı
3-Bakü-Supsa Petrol Boru Hattı
4-Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı

1- Bakü-Batum boru hattı güneye petrol taşımıyor.
AIOC, SOCAR ve Transneft şirketlerinin üçlü anlaşmasıyla Rusya üzerinden Batı'ya; Avrupa'ya petrol taşıyor.
İsrailse Avrupa'da değil, güneyde.

2- Bakü-Grozni-Tikhoretsk-Novorossiysk boru hattı ise kuzeye doğru.
İsrail kuzeyde olmadığına göre; kuzeye giden bir hatla, güneyde yer alan İsrail'e petrol taşınmıyor hâliyle.

3- Bakü-Tiflis-Supsa boru hattı da Gürcistan üzerinden Azerbaycan'ın kuzey batısına petrol taşıyor.
İsrailse güneyde.
Güneye gitmiyor bu hat.

4- Geriye tek hat kalıyor:
BTC boru hattı; Bakü-Tiflis-Ceyhan hattı.
Bu hat hâliyle Türkiye üzerinden geçiyor.
Azerî petrolü Adana-Ceyhan limanı üzerinden dünya pazarına dağıtılıyor.
Azerî petrolünün dünya pazarına Ceyhan limanından dağıtıldığı da bir çıkarım veya tahmin değil.
Hem Azerbaycan'ın, hem Türkiye'nin resmî bakanlık sitelerinde açıkça yazıyor.

Azerbaycan, Türkiye ve Gürcistan arasında yapılan HGA yani Host Government Agreement Antlaşması'na göre;
Azerî petrolünü güneye; dünya pazarına Türkiye taşıyacak.
BTC boru hattının işletme yetkisi Türkiye Devlet şirketi BOTAŞ'a ait.
Yani ihracatı yapan Azerbaycan devlet şirketi SOCAR, sevkıyatı yapan da Türkiye devlet şirketi BOTAŞ.

Bu söylediklerimin delili de hem Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın resmî sitesi,
Hem de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Yönetim kurulu başkanı olduğu Türkiye Varlık Fonu'nun bünyesindeki bir devlet şirketi olan BOTAŞ'ın resmî sitesi.
Ekran görüntülerini attım.

Peki limanda ne oluyor?
Bu hatla taşınan petrol varilleri Adana-Ceyhan limanında tankerlere yükleniyor ve İsrail'in Aşdod veya Aşkelon gibi limanlarına götürülüyor.
Bununla ilgili belki yüzlerce örnek vardır ama, ben zamanlaması çok manidar iki örnekle göstereyim Ceyhan-İsrail arası petrol trafiğini.

Yenikapı'da düzenlenen Kudüs Mitingi'nin üzerinden daha 24 saat geçmeden;
Poliegos isimli, Marshall Adaları bandıralı, petrol tankeri taşıyan bir kargo gemisi,
Ceyhan limanından İsrail'in Aşkelon limanına doğru yola çıktı.
1,037 milyon petrol varili yüküyle..
Başta rotası Mısır'ın Port Said limanı olarak gösterildi, ama yine yukarıda paylaştığım deniz trafiği haritasında görüldüğü gibi, rotasını İsrail'in Aşkelon limanına doğru çevirdi ve orada demirledi.

Diğer attığım gemi de Vilamoura isimli; yine Marshall Adaları bandıralı bir petrol tankeri gemisi.
Ona da Adana-Ceyhan üzerinden petrol yüklendi.
İstikameti Mısır gösterilerek rotası İsrail'in Aşkelon/Aşdod limanlarına çevrildi ve yükünü İsrail'de bıraktı.
Bunların hepsi uluslararası Marine Traffic; gemi trafiği verilerinde var, ekran görüntülerini attım.
Vilamoura isimli gemi İsrail’e Adana limanından petrol taşırken,
7 Ekim'in üzerinden 2 ayı aşkın süre geçmişti.
Yani Gazze aylardır vahşet altında inim inim inliyordu..

Ticaret yasağından sonra da petrol sevkıyatı devam etti.
Sevkıyatın devam edeceğini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da söyledi.
Washington’daki 39. Amerikan-Türk Konferansı’nda VOA Türkçe’ye verdiği röportajda.
"Çünkü sevkıyat demek ihracat demek değildi."
Sevkıyat sanki çok masummuş gibi..

7 months ago
Dilhûn
7 months ago
Dilhûn
We recommend to visit

Solcu Gazete Telegram kanalı.

Reklam ve iletişim için: @iletisimads

Last updated 1 month, 2 weeks ago

Gündemi tek mesajla takip etmek için bildirimleri açabilirsiniz.

İletişim: @bptdestek

Last updated 3 months, 2 weeks ago

Telegram sayfamda, Instagramda paylaşamadığım, +18 paylaşımlar yapıyorum🌹

Last updated 1 month, 3 weeks ago