Solcu Gazete Telegram kanalı.
Reklam ve iletişim için: @iletisimads
Last updated 1 month, 2 weeks ago
Telegram sayfamda, Instagramda paylaşamadığım, +18 paylaşımlar yapıyorum🌹
Last updated 1 month, 2 weeks ago
Farz oruç için niyetin gece yapılması gerekir. Nafile oruçta ise kişi günün herhangi bir vaktinde niyet ederse, doğru olan görüşe göre o günün tamamının sevabını alır. Ayrıca, kişi iftar etmeye niyet ederse – bir şey yemese bile – orucu bozulmuş olur.
Ramazan’ın yaklaşması ve girmesi sebebiyle tebrikleşmek caizdir, hatta müstehaptır. Çünkü bu, Kâ‘b b. Mâlik’in tevbesinin kabul edilmesi gibi salih ameller vesilesiyle yapılan genel tebrikler kapsamına girer. Ancak Ramazan’a özel bir tebrik hakkında sahih bir hadis sabit olmamıştır.
Ramazan’ın başlangıcı, hilalin görülmesiyle veya Şaban ayının otuz gününün tamamlanmasıyla belirlenir. Hilalin gözlemlenmediği bir ülkede bulunan gurbetçi, hilali esas alan yakın bir ülkeyle birlikte oruç tutar. Eğer böyle bir yakın ülke bulunamazsa, hesap yöntemine göre hareket eder.
Recep ayının faziletiyle ilgili herhangi bir sahih hadis yoktur. Aynı şekilde bu aya özel oruç veya nafile namaz kılmak da meşru değildir. Recep ayı sadece haram aylardandır. Dolayısıyla bu aylarda işlenen günahın oldukça büyük sonucu olur. Zira Allah-u Teala şöyle buyurur:
-----------------
Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin.
-----------------
Tevbe Suresi 36. Ayet
[Cihad ve Velînin İzni]
“Eğer cihadın şer’î bir sebebe dayandığı sabit olmuşsa, bu durumda cihad için imamın izni şart mıdır? Âlimler bu konuda üç görüş ileri sürmüşlerdir:
Cumhurun Görüşü:
Malikîler, Hanefîler ve Hanbelîlerden bir görüşe göre, imamın izni şarttır. Bu görüşe göre, eğer imam cihadı organize eden, hazırlıklarını yapan ve uygun zamanı bekleyip tedbirli davranan biriyse, izin almak farzdır.
Şafiîlerin Görüşü:
Şafiîler, imamın izni olmaksızın cihadın mekruh olduğunu ancak geçerli sayılacağını ifade etmişlerdir.
Zahiriye’nin Görüşü:
Zahiriye, imamın iznini şart koşmamış ve izinsiz cihadı hiçbir şekilde mekruh saymamıştır.
Âlimlerin esasları, cihadın meşruiyetini kabul etmeyen bir liderden izin almanın gerekli olmadığı konusunda ittifak eder. Çünkü şer’î cihadı temelden kabul etmeyen bir lider, bunun alt başlıklarına nasıl yetki verebilir ki? İmamdan izin alınmasının hikmeti, onun sınırların durumunu, savaş zamanını, düşman gücünü ve ihtiyaç noktalarını daha iyi bilmesiyle ilgilidir. Ancak eğer imam, cihadın şer’î meşruiyetine inanmazsa, onunla ilgili gereklilikler de ortadan kalkar.
Birden fazla İslam beldesi varsa:
Her beldenin kendine özgü bir imamı vardır. Bu imam, kendi beldesinin cihadını organize eder, bayrağını kaldırır ve bununla ilgili haklara, görev ve sorumluluklara sahip olur. Kendi yetki alanı dışında bir yerde cihad için izin vermesi gerekmez. Çünkü izni, kendi idaresi altındaki bölgelerle sınırlıdır. Her beldenin imamı, kendi bölgesinin maslahatını daha iyi bilir ve buna göre hareket eder.”
(Şeyh Tarifi, Et-Tefsîr ve’l-Beyân li-Ahkâmi’l-Kur’ân)
İmtihan, güçlenmenin rahmidir; Allah bunu farklı aşama ve safhalarla çeşitlendirir. Yusuf’un (aleyhisselam) güçlenme süreci, bir kuyuya atılmasıyla başladı; ardından satılması, köleleştirilmesi ve hapsedilmesiyle devam etti. Türlü aşamalardan geçerek sonunda Mısır’ın yönetimine ulaştı!
----------
? | https://www.instagram.com/seyhtarifitr
Hz. Ömer bizzat kendisi, kadınların toplandığı yerlerde sürekli bulunan erkekleri döverdi. O, Müslümanların halifesi ve lideriydi. Bugün ise, karma ortamı dayatanlar atanıyor ve ödüllendiriliyor!
----------
? | https://www.instagram.com/seyhtarifitr
Vay haline o namaz kılanların ki, onlar namazlarından gafildirler. (Mâûn Suresi)
Allah Teâlâ, namaz konusunda gaflet içinde olan ve tembellik göstererek namazlarını aksatan kimseleri şiddetli bir azapla uyarmıştır. Bu ayet, aslında namaz kılanları kastetmektedir. Zira Allah şöyle buyurmuştur: "Vay haline o namaz kılanların!" Yani bu kişiler namaz kılmaktadır, ancak namazlarına karşı tembellik yapmakta ve onu vaktinden geciktirmektedirler. Bu durum, ayetin devamındaki şu ifadeyle açıkça belirtilmiştir: "Onlar namazlarından gafildirler."
Bu ifade, onların namazı tamamen terk eden kimseler olmadığını, fakat namazın aslını ihmal ettiklerini göstermektedir. Ayrıca burada sadece namazın içindeki huşû eksikliği değil, namazın kendisine olan ilgisizlik ve vaktinden geciktirme kast edilmektedir. Bu yüzden, tâbiînden Atâ bin Dînâr şöyle demiştir: "Hamdolsun ki Allah, 'Namazlarında gafildirler' dedi, 'Namazlarında huşûsuzdurlar' demedi."
Çünkü namazda huşû eksikliği, çoğu insanın kurtulamayacağı bir durumdur. Nitekim, Mus‘ab bin Sa‘d babası Sa‘d’a bu ayeti sormuş ve şöyle demiştir: "Bu ayet, birimizin namazda kendi kendine konuşması hakkında mı inmiştir?" Sa‘d şöyle cevap vermiştir: "Hayır, bu ayet namazı vaktinden geciktiren kimseler hakkındadır."
Şeyh Tarifi, Et-Tefsîr ve’l-Beyân li-Ahkâmi’l-Kur’ân, Maun Suresi?**
Nitekim Sahihayn'da geçen bir rivayette, Hind bint Utbe şöyle demiştir:
"Ey Allah'ın Resûlü! Ebu Süfyan cimri bir adamdır. Bana ve çocuklarıma yetecek bir şey vermiyor. Ancak onun haberi olmadan alıyorum." Resûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
"Kendine ve çocuklarına yetecek kadarını, maruf ölçüsünde al."
Altıncı Durum: Günah işleyeni düzeltmek için yardım talep etmek
Bir kişinin işlediği günahın (ister açık ister gizli olsun) zarar verdiği ve düzeltilmesi gerektiği durumda, bu kişiden bahsedilmesi şu iki şartla caizdir:
Birinci Şart:
Yardım talebinin, bu konuda çözüm üretebilecek birine yapılması gerekir. Örneğin, içki içen veya haram bir iş yapan birinin durumu, bu konuda çözüm sunabilecek birine danışılabilir.
İkinci Şart:
Düzeltme talebinin, büyük ve başkalarına zarar verebilecek bir günah için olması gerekir. Küçük günahlar (lemem) ya da genelde başkalarına sirayet etmeyen durumlar için gıybet caiz değildir.
Solcu Gazete Telegram kanalı.
Reklam ve iletişim için: @iletisimads
Last updated 1 month, 2 weeks ago
Telegram sayfamda, Instagramda paylaşamadığım, +18 paylaşımlar yapıyorum🌹
Last updated 1 month, 2 weeks ago