📚 EKitap Arşiv Kanalına Hoş Geldiniz.
Sesli kitap kanalımız:
https://t.me/seskitaplar
Grup:
https://t.me/ekitap_okugrup
Reklam: https://telega.io/c/Ekitap_oku
İletişim: @tansucan
Ads and reports:
🇮🇷AHANG SISTEMI🇷🇺
•🧿•
Admin @Alpha_77
#KurulusOsman dizisinin resmi hesabina hoş geldiniz.
Bu kanalda siz diziyle ilgili bölümler, fragmanlar, fotoğraflar ve diziyle ilgili resmi olan her şeyi bulabilirsiniz!
Last updated 3 years, 7 months ago
Ben en son bir yıl önce ailemle beraber Suudi Arabistan’a gittim. Bu benim için çok heyecanlıydı. Çünkü hem ilk defa uçağa binmiştim ve en sevdiğim ve benim için çok değerli olan şehire gidiyordum. Medine’ye indik ve hepsi burada başladı. Oranın güzelliğini, güleryüzlü insanlarını gördüm ve o şehrin gerçekten en huzurlu bir yer olduğunu anladım. Oradaki ezan sesleri, kadınların da Mescidi Nebevi'de namaz kılması ve canınız çektiği zaman Zem-zem suyunu içmek çok güzel ve unutulmaz anlardı. Aslında orada otelde kaldığımızda Özbek olduğumuz için aşçılar bizim ulusal yemekleri hazırladılar. Sonra Mekke’ye gidip orada ibadetlerimizi yaptık. Ve hepimizin bildiği “Saat otel”ini ve mağazalarını gezdik. Ve saatin beşinci katında farklı ülkelerin yemekleri vardı ve “Albaık” adlı yemekhanede özel tavuklar hazırlanıyordu ve ben oranın tavuklarını beğendim. Ayrıca orada pilavı çok lezzetli yapıyorlar. Oranın insanları (aslında oraya çeşitli ülkelerden insanlar geliyor) ama onların hepsi güzel kalpli , neşeli ve güleryüzlü. Orada bir çok insanlarla tanıştım Kuveytli bir kızla biraz İngilizce konuştum. Hatta bizi Beytul Harem'e götüren şoför ben her otobüse bindiğimde selam verdiğim için mi bilmiyorum ama adımı sordu ve gitmemize iki gün kaldığında bana “Kuran” hediye etti. Ben her zaman orayı hatırladığımda orayla ilgili birçok anlar göz önümde canlanır. Eğer benden nereye gitmek istiyorsun diye sorsalar hep o güleryüzlü şehri seçerdim…❤️
Mubina, TDŞÜ Türkoloji Bölümü 1.sınıf öğrencisi
Gezi Yazısı Bloğu
Ben Kamola. Şarkşinaslık Üniversitesinde Türkçe öğreniyorum. Şimdi size Özbekistan'ın en güzel ve gelişmiş bölgelerinden biri olan Taşkent ilçelerinden bahsedeceğim.
Taşkent'in ilçeleri, muhteşem doğasıyla dikkat çeker. Burada yüksek dağlar, yemyeşil vadiler ve tertemiz göller bulunur. En popüler yerlerden biri, doğa sevenlerin sıkça ziyaret ettiği Çarvak Barajı'dır. Tarih ve kültürle ilgilenenler için Zengi Ata Türbesi gibi önemli yapılar da var. Bu türbe 14.yüzyıldan günümüze kadar ulaşmıştır. Bu dini mekanlardan biridir. Özbekistan'ın ekonomisine katkıda bulunan sanayı bölgeleri de mevcuttur. Bunlar Ahengeran, Angren ve Almalık'tır. Bu ilçeler, maden kaynaklarıyla ünlüdür.
Şimdi lezzetlerinden bahsedeceğim: Taşkent'in lezzetli samsası ve şiş kebabı meşhur. Özellikle Parkent ilçesinin üzümleri çok ünlüdür. Oraya sadece arabayla ulaşabilirsiniz. Yolda zorluk çekmiyorsunuz. Bölgemizde yaşamak daha ucuz.
Herkesi Taşkent bölgesinde beklerim!
Kamola, TDŞÜ Türkoloji Bölümü 1.sınıf öğrencisi
Geçen Mart ayında okul öğretmenimle birlikte Samarkand ilçesine gittik. Olimpiyatı kazandığımız için bize her şey ücretsiz oldu. Semerkant’a ilk defa gittiğim için çok mutluydum. Semerkant'ta beni ilk şaşırtan şey tramvaylardı. Bu benim için tuhaf bir şeydi çünkü onları sadece filmlerde görüyordum. İlk gün Registan'ı ziyaret ettik. İsimlerini hatırlamıyorum ama birçok yere gittik. Registon'a giderken yüz yıllık ağaçları gördük. İslam Kerimov'un heykelini gördük ve birlikte bisiklete bindik. Tarihi yerleri gördükten sonra "Siyob" pazarına gittik. Bu pazar gerçekten muhteşemdi. Oradan ailemize hediyeler aldık. Elimizdeki en iyi şey Semerkant ekmeğiydi. Ramazan ayı olduğu için başka ilerden gelen kızlarla birlikte iftar yapardık. Gece kızlarla yatmadan çeşitli konular hakkında konuşurduk. bu geceler, Reşad Nuri Güntekin'in "Çalıkuşu" adlı eserindeki Feride'nin arkadaşlarıyla yaptığı sohbetlere benziyordu. Semerkant harika bir şehirdi. Taşkent kadar kalabalık değil, sokakları güzel ve temiz. İnsanlar da dost canlısıydı. Semerkant'ta 3 gün kaldık. Ve bu bile bu şehre aşık olmam için yeterliydi. belki tekrar Semerkant'a giderim ama ilk seferi benim için çok kıymetli
Naima, TDŞÜ Türkoloji Bölümü 1.sınıf öğrencisi
“Gitme,” dedi, kendine bir uyruk bulduğu için müthiş gururlanmış olan kral.
“Gitme de, seni bakan yapayım!”
“Ne bakanı?” dedi küçük prens,
“Adalet Bakanı!”
“Ama yargılayacak kimse yok ki burada?”
“O halde, kendi kendini yargılarsın sen de,”
diye yanıt verdi kral.
“En zoru budur. Kişinin kendi kendini yargılaması, başkalarını yargılamasından
çok daha güçtür. Kendi kendini yargılamayı beceriyorsan, hakikaten bilge bir kişisin demektir.”
Antoine de Saint-Exupéry “Küçük Prens”
Ne düşündüler o son gece dedim içimden...
Anasıyla, babasıyla, sevdiceğiyle, evladıyla, kardeşiyle bacısıyla vedalaşmak nasıl bir duyguydu kim bilir... Gökyüzüne son bir defa bakmak... Yediği lokmanın belki de son olacağını düşünmek...Son defa su içmek,
son defa bir sigara tüttürmek, son defa bir türkü söylemek...
Ertesi gün, ölüme meydan okumak...
ölüme yürümek nasıl bir histi?
Cidden...Bugünden bakınca...
Tercihlerimizi düşündüm mesela...
O iş mi, bu iş mi?
Trafikte o yol mu , bu yol mu?
Dolar mı, altın mı, kripto para mı?
O kadın mı, bu erkek mi?
O yemek mi, bu yemek mi?
O dizi mi, bu film mi?
Onlarınsa iki tercih var önlerinde.
Ya istiklal, ya ölüm.
O ne düşündü peki Kocatepe'de?
Söyleyeyim.
Kocaman Afyon ovasına bakarken sadece sabaha karşı yapılacak hücumu değil.
10 sene,20 sene, 100 sene sonrasını...
Sadece o askerleri değil.
Öğretmeni de, köylüyü de, sanatçıyı da,
doktoru da, kadını da, çocukları da...
Seni..
Beni...
Hepimizi...
Ve bizim henüz doğmamış torunlarımızı da!
O yüzden biz Atatürk derken aynı zamanda minnet diyoruz.
Ne mutlu bunu anlayana.
30.Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
Bige Güven Kızılay
????????
? ÇOK AŞIRI TEBESSÜM İÇERİR ?
? Dikkat ⚠️
? Gülerken Düşebilirsiniz ?
Kavgaların en çok 'ne bakıyon len' diye çıktığı bir ülkede, otobüslere karşılıklı koltuk yapmak çok mantıklı gerçekten ?
Dişini fırçalayan erkeği bulmuş da, macunu ortadan sıkmayanını istiyor.
Bak bak lükse bak ?
Arabada kemer takmak zorunluyken otobüslerde milletin ayakta gidebilmesini bana bir anlatın ?
Türklere özgü ikna şekli, “ölümü gör”?
Asansör çağırma tuşuna defalarca basarak daha hızlı geleceğini zanneden tek milletiz ?
Elini öptürmek istemeyipte elini iyice aşağı indirip beni yerlerde süründüren orta yaşlı akraba ?
Pizzayı yuvarlak yapıp üçgen kesip kare kutuya koyanla, evleri kare ve dikdörtgen yapıp adını daire koyan kişi aynı kişi olmalı ?
“Gözleri aşka gülen taze sögüt dalısın” diyor şarkıda.
Bu hayatımda duyduğum en kibar, en naif ODUNSUN deme şekli ?
Her “ne yapıyorsun” diye sorduğumda “napiim, sen napıyorsun?” diyen Bi arkadaşım var.
Yıllardır ne yaptığını bilmiyorum ?
27653941 keredir diyorum size, şu sayıları okumuş gibi yapıp geçmeyin diye ???
Bizler “arkası gelmez dertlerimin” şarkısını söylerken göbek atan bir toplumuz.
Kimse bana normal olduğumuzu söylemesin.
Yemem ?
İnsanımız gariptir.
Camı siler “ayna gibi oldu” der, aynayı siler “cam gibi oldu” der ???
En iyi tedavi şekillerimizden biri, “git bir elini yüzünü” yıka ?
Pazarda çocuğunu kaybedince feryat figan ağlayan, bulunca da öldüresiye döven anne.....
Türk annesidir. ?
Okudun bitti mi?
“Ne bakıyon len daha, oğlum bas git, elimi kirlettirme!”(?)
Çay vaaaa içen mi??☕️
SOKRATES VE TALEBESİ
Bir gün Sokrates yine talebeleriyle sohbet ederken bir talebesi Sokrates' e sorar der ki:
- "Eğer demokrasi çoğunluğun kararını kabul etmekse, adil olan da bu değil midir?
Mesela yüz kişinin oy kullandığı bir yerde,
elli bir kişinin kararına mı uymak daha adil
ve doğru olur, yoksa kırk dokuz kişinin kararına uymak mı?
Hem çok mümkündür ki, daha çok insanın daha az insandan yanılma ihtimali daha azdır. Şu halde sizin demokrasiye karşı çıkmanız doğru olmadığı gibi haklı da sayılmaz."
Bunun üzerine Sokrates her zaman olduğu
gibi soru cevap yöntemini kullanarak o
talebeye önce sorar:
- "Bize söyler misin bilge olmak mı daha zordur yoksa cahil olmak mı daha zordur? "
Talebe:
- "Elbette ve hiç şüphesiz bilge olmak daha zordur.
Bilge olmak için çok okumak araştırmak ve yorulmak gerekirken cahil olmak için bir şey yapmaya gerek yoktur."
Sokrates:
- "Peki o halde bize yine söyler misin toplumlarda cahil insanların sayısı mı çok olur, yoksa bilge insanların sayısı mı çok olur? "
Talebe:
- "Elbette ve hiç şüphesiz cahil insanların
sayısı fazla olur."
Sokrates:
- "Peki bize yine söyler misin, bir gemide yüz yolcu bulunsa, geminin nerde nasıl hangi yönde yelken açması gerektiğini kaptan mı daha iyi bilir, yoksa o yüz yolcu mu?"
Talebe:
- "Eğer yolcular içinde Denizcilik bilgisi olan yoksa pek tabi en iyi bilen kaptandır."
Sokrates:
- "Peki o halde diyebilir miyiz ki herkes her konuda karar veremez .
Herkes bildiği yerde konuşmalı.
Her iş ehline verilmeli...."
Talebe:
- "Pek tabi olması gereken budur."
Sokrates:
- "Peki o halde, bize yine söyler misin,
kimin hangi konuda bilgili olup olmadığını bilmeden,
sadece çoğunluk oldukları için kararlarını
doğru bulmak adil ve doğru olabilir mi ?
Hem sen de kabul ettin ki,
bir toplumda cahillerin sayısı bilgelerden
hep daha çok olur."
Nur yüzlü ihtiyar bir adam şeyh edasıyle kuyumcuya girdi. Kuyumcu saygıyla karşıladı.
İhtiyar dedi ki:
- Ben senin sevabınım..!
Kuyumcu güldü ve alaycı bir şekilde:
- "Pırıl pırıl bir yüzün olduğu doğru, ama bir sevabın böyle görüneceğini hiç düşünmemiştim!"
Bu sırada genç bir çift dükkana girerek altın siparişi verdi.
Kuyumcu siparişi hazırlarken oturmalarını söyledi.
Genç hanım gidip yaşlı şeyhin kucağına oturdu.. Kuyumcu şaşırdı ve kadına sordu:
- Neden şeyhin kucağına oturdunuz?
Genç hanım şaşkınlıkla:
- "Hangi şeyh?" İyi misiniz siz? Neden bahsediyorsunuz? Burada kimse yok ki.
- Bize bu siparişimizi verecek misiniz, vermeyecek misiniz?
Şaşıran ve utanan kuyumcu genç çiftin altınını vererek parayı aldı ve genç çift dükkandan ayrıldı.
Şeyh kuyumcuya dönerek şöyle dedi:
- Beni senden başka kimse göremez ve bu ancak salih ve iyiler için mümkündür.
O arada başka bir erkek ve kadın girdi ve aynı hikaye tekrarlandı.
Şeyh kuyumcuya:
- Ben senden bir şey istemiyorum! Rızkınızı artırmak için bu mendili yüzünüze sürün..
Kuyumcu mendili kutsal ve ruhani bir tavırla aldı, kokladı ve yere yığıldı.
Şeyh ve arkadaşları bütün para ve altınları alarak kaçtılar.
4 yıl sonra şeyh kılıklı bu adam, 2 hırsız sözde çift hırsız ve 2 polis dükkâna girdiler..
Polis memuru, şeyh ve kuyumcuya hikâyeyi sordu ve sırayla hikâyeyi anlattılar.
Polis memuru:
- "Tabii ki sahneyi aynen tekrarlamalısınız" dedi ve şeyh mendili kuyumcuya verdi ve kuyumcu koklayıp ovuşturdu ve anında yere düştü ve bu kez şeyh, polis ve arkadaşları dükkânı tekrar soydular...
Sonuç;
Her 4 yılda bir seçimler tekrarlanıyor ve biz millet olarak şeyh kılıklı soyguncular tarafından aynı hikayelerle kandırılarak soyuluyoruz.
Ve hiç te akıllanmıyoruz..
Seçimler yaklaşırken altınlarınıza dikkat edin lütfen.
Sağlıcakla ve uyanık kalın..
P.S. sadece okumak için anlam aramayın ???
YAŞLANDIKÇA GENÇLEŞEBİLMEK
Gençlik bir hayat evresi değil, bir akıl halidir.
Yıllar cildi buruşturabilir;
ancak heyecanların bitişiyle ruh buruşur.
İnsan, kendine olan;
Güveni kadar genç,
Kuşkusu kadar yaşlı,
Cesareti kadar genç,
Korkuları kadar yaşlı,
Umudu kadar genç,
Bezginliği kadar yaşlıdır.
Hiç kimse fazla yaşamış olmakla yaşlanmaz.
İnsanları yaşlandıran, ideallerinin bitmesidir.
Kalbi sevdikçe, neşe duydukça, güzellikleri
fark ettikçe, beyni yeni şeyler keşfettikçe, herkes gençtir.
İnsanlar yaşadıkça yaşlandıklarını sanırlar,
Oysa yaşamadıkça yaşlanırlar.
İNSAN, yaşlı olmaya karar verdiği gün yaşlanır...!
W.E. GLADSTON
Ne kadar da sevgiye muhtaçtır insan,
Nazını çekecek biri olsun ister yanında,
Çocukca mıkırdanmak, sızlanmak, tutturmak ister,
Bir yetişkin gibi dinlenilmek,
Bir çocuk gibi şımartılmak ister,
Her zaman yetişkin olmak, yetişkin gibi davranmak yorar insanı.
Bazen saçmalamak ister,
Hesaplamadan, hesap etmeden karar vermek ister,
Kalbinin tarifini dinleyip,
Hissettiklerinle yol bulmaya çalışmanın dayanılmaz heyecanı içinde,
Sırtını tüm yolları bilenin yüceliğine dayayıp,
Küçük bir çocuk gibi koşabilmek.
Arkamdan annem bana bakıyordur,
-Düşersem öper ve gecer- in güvenliği içinde koşabilmek,
Sıyrılan, kanayan ve acıyan tüm yerlerini,
Öpen biri varsa eğer,
Korkma düşmekten,
Bırak kanasın dizlerin, Ağla ağlayabildiğin kadar,
Öper ve geçer...!
Banu YAŞAR
📚 EKitap Arşiv Kanalına Hoş Geldiniz.
Sesli kitap kanalımız:
https://t.me/seskitaplar
Grup:
https://t.me/ekitap_okugrup
Reklam: https://telega.io/c/Ekitap_oku
İletişim: @tansucan
Ads and reports:
🇮🇷AHANG SISTEMI🇷🇺
•🧿•
Admin @Alpha_77
#KurulusOsman dizisinin resmi hesabina hoş geldiniz.
Bu kanalda siz diziyle ilgili bölümler, fragmanlar, fotoğraflar ve diziyle ilgili resmi olan her şeyi bulabilirsiniz!
Last updated 3 years, 7 months ago